Bugüne kadar kendini “kurumsallaşmış” olarak tanımlayan yüzlerce şirketin web sitesinin basın odasında rastladğım yanlışlığa, biraz önce Türkiyedeki zincir lüks otellerden birinin “basın odası” sayfasında rastladım.
Yanlışlık şu;
Bir çok şirket basın oadasını kendileriyle ilgili gazete ve dergilerde çıkan haber küpürlerinin taranmış hallerinin yayınlandığı bir yer olarak görüyor. Sanırım “Bakın bizim ne kadar çok haberimiz çıkıyor medya’da” gibi bir mesaj vermeye çalışıyorlar.
“Medyada haberimiz çıkıyor” mesajını vermeleri konusundaki heveslerini eleştirmeyeceğim. Her nekadar bellirli bir noktaya gelmiş markaların böyle bir ihtiyacı olmaması gerektiğini düşünsemde..
Asıl konu Basın Odasının amacına uygun kullanılmaması.
“Basın odası” yayncılık ve araştırma yapanları hedefleyerek hazırlanır.
Basın odasında basın bültenleri, şirketle ilgili tanıtım bilgileri, görseller, logo gibi içerikler olur.
Amaç sayfaya gelen kişiyi ( basın mensubu, köşe yazarı, blog yazarı, araştırmacı, hedef kitle.. ) şirketle ilgili gelişmeleren bilgilendirmek, bu haberleri kolayca alıp kullanmasını sağlamaktır.
Gıptayla baktığımız, bizim ne zaman böyle internet şirketlerimiz olacak diye düşündüğümüz ülkelerde, basın bültenlerinin başlıklarında tamamen büyük harf kullanmamaya dikkat ederler. Neden mi?
İnternet yayıncıları hızlı bir şekilde metni kopyalayıp sitesinden yayına alsın, harfleri küçültmekle uğraşmasın diye.
Ama bizim ülkemizde Halkla İlişkiler faaliyetlerinin medya kısımını, PR ajansının elindeki kontaktlara eposta göndermesi ( mail atması ), onları arayıp haberlerin medyada çıkması için ricada bulunması şeklinde indirgediğimiz için, web sitesi gibi basına, yayıncıya ve özellikle hedef kitleye kendi mecranızdan seslenebileceğiniz bir fırsatı değerlendirmek kimsenin aklına gelmez.
Medyada yer almaya bu kadar hevesli şirketlerimizin websitelerinin basın odasını hazırlamaktan aciz olmalarının altında acaba ne sebep yatıyor?
Bilmemeleri mi? Internet’i umursamamaları mı?




Son Yorumlar